Translate

16 Şubat 2012 Perşembe

Moneyball

Bu yılın diğer bir “Best Motion Picture of the Year” adayı filmi Moneyball’da sıra. Moneyball –Türkçe’ye “Kazanma Hırsı” diye çevrildi. Kazanma? Hırsı?- Billy Beane adında bir menajerin, Oakland Athletics isimli beysbol takımını zirveye çıkarışını anlatıyor. Yıllardır bir şekilde beysbol maçına rastladığım zaman dikkatlice izlerim, hatta merak edip araştırmışlığım bile var. Lakin hala amacını ve kurallarını tam olarak anlayamadım. Buna rağmen Moneyball; değil beysbol, hiçbir spor dalını sevmeyen bir kimse için bile sevilesi bir film. Bunun sebebi aslında Coca Cola’nın formülü gibi. Başarısızlık içinde bir adam al. Cesur işler yaptır. Çevresindekiler ona başaramaz desinler. Adam dünyayı değiştirsin. Bakınız vermek gerekirse; Jerry Maguire, The Social Network vs. Bu arada Social Network demişken, filmin senaristleri, Social Network’ünde senaristi olan Oscar ödüllü Aaron Sorkin ve Schindler's List’in yazarı Steven Zaillian. Her yıl buna benzer bir film olur. İzlenilir ve beğenilir hatta ama hep ondan daha iyi bir film daha olur. İşte ne yazık ki Moneyball’un kaderi de bu. Kötü bir film değil kesinlikle, hatta başka bir yıl karşımıza çıksa yarış için dişli bir rakip bile diyebiliriz. Ama bu yıl genel olarak kötü bir sene geçirilmesine rağmen hiçbir adaylıkta şansı olmadığını düşünüyorum. Bunun nedenlerine daha sonra geleceğim.

Billy Beane (Pitt) ve Peter Brand (Hill)

Brad Pitt çok iyi bir oyuncu –bu paragrafa böyle sığ bir cümleyle başlamak istemezdim, lakin öyle- Oynadığı her rol için biçilmiş kaftan havasını veriyor. Gerçek Billy Beane görse, herhalde benden daha etkileyici olmuş diyip, işi gücü bırakır, California kıyılarındaki 2+1 yazlığına çekilirdi. Bence böyle rolleri oynamak zordur. Çünkü karakterin dinamiğini arttıracak çok fazla materyal yok -birkaç devirdiği masa, otomat dışında-. Pitt film boyunca devamlı yükselen bir ivme çiziyor. Her ne kadar kızıyla olan ilişkisi çok havda kalsa da, ki filmin genel sorununun bu olduğunu düşünüyorum, çok iyi oynuyor. Aynı şekilde gençlik komedilerinden tanıdığımız Jonah Hill’de hiçbir sahnede Pitt’in altında kalmıyor, aksine bazı sahnelerde onun önüne geçiyor, harika bir ikili oluyorlar. Philip Seymour Hoffman ise resmen cebinden yiyor. Aynı filmdeki rolü gibi, sanki görevinin çok etkin olmamasından canı sıkılmış gibi film boyunca. Filmin yönetmeni Bennett Miller’ı ise tanıyanlar genellikle “Capote” filminden hatırlarlar kendisini. Filmde usta işi bir yönetmenlik var, lakin çok fazla yeni bir şey vaat etmiyor. Evet, çok iyi, hatta hatasız bir iş denilebilir ama hep benzer işler. Filmin, daha doğrusu senaryonun en orijinal yani benim için şu; aslında Oakland A’s amaçladığını başaramıyor. Yani şampiyon olamıyor. Ama arka arkaya 20 maç kazanarak Amerikan Beysbol Ligi’nde bir rekor kırıyorlar ve uyguladıkları oyuncu seçimi yöntemi ile beysbol dünyasını değiştiriyorlar. Güzel olan şu; her izleyen kişi sanki Oakland A’s ve Billy Beane çok büyük bir başarı yakalamış gibi hissediyor. Filmden çıktıktan sonra insan şöyle bir söz sarf etmek istiyor; “Başarı amaçladığın değil, ulaştığındır!” Ayrıca Aaron Sorkin’in çok iyi yaptığı bir diğer iş ise çok karmaşık bir yapıya sahip olan senaryoları Pamuk Prenses, Kurşun Asker, Kırmızı Başlıklı Kız kıvamında anlatması. Ne yapıyor ediyor, bütün o karışıklığın, bütün o diyalogların içinde sana konuyu net bir şekilde anlatmayı başarıyor. Aaron Sorkin’in de başarısı bu olsa gerek. Bu kadar övdük, hiç mi kötü yanı yok bu Moneyball’un? Tabi ki var. İşte o yüzden çok iyi bir film olamıyor. O da bazı konulara takıntılı şekilde değinilmiş, bazılarının ise çok havada kalmış olması. Bence filmin ilk yarısında ki Oakland A’s’in çuvallama dönemi biraz fazla üzerine durulmuş bir konu. Oysa film oraya kadar çok iyi geliyor ama o kısım biraz fazla sakız oluyor. Diğer bir olay ise Beane ile kızının arasındaki ilişki. Bu ilişki öyle önemli ki film için, filmin finali biraz da olsa bununla alakalı. Ama çok üstünkörü geçilmiş. İkisi arasındaki duygusal ilişkiyi tam kavrayamadan, ilişki çok hızlı gelişiyor.

Billy Beane (Pitt)

Moneyball, spor seven sevmeyen herkesin hoşuna gidebilecek bir film. Bence biraz direkten dönme durumu var ama Brad Pitt’in oyunculuğu, Jonah Hill’in bir zamanlar ne kadar şişman olduğu, e tabi birazda beysbol için izlenebilecek bir film.


Gerçekten de iyi kilo vermiş değil mi?

6 yorum:

  1. filmi çok güzel anlatmışsınız izleyesim geldi :))

    YanıtlaSil
  2. Gerçek bir başarı öyküsü..Başarı öykülerini oldum olası çok sevmişimdir. Steven Zallia ve Aaron Sorkin'in kaleminden çıkan senaryosu en büyük kozu bence..
    Yazı için teşekkürler :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rica ederim :))dediğiniz gibi başarı öykülerini sevenler için kaçırılmaması gereken bir film

      Sil
  3. Merak ettim, gidiyim gidiyim diyordum zaman olmadı hiç ama bir izlemeli artık sanırım..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...